ACI
yine mi...yine mi yaşlı gözlerle medet uman tertemiz bir yürek ve medet umulan yorgun, umut etmekten tükenmiş, hayallerini taşımaktan omuzları çökmüş, heveslerini biriktirmekten bitap düşmüş, büyümemiş bir yürek...
yaşadığı acı ne kadar da tanıdık benim için ve hissettiği çaresizlik ne kadar da bildik...bu yüreği hangi sözler teselli edebilir ki, hangi dokunuşlar parçalayabilir ki yüzündeki karanlığı?
"kendini acına bırak " dedim,
şaşırmıştı, nemlenmişti hüzün dolu bakışları: "nasıl yani hocam?" dedi.
"acınla savaşma, onu kabullen, ak onunla beraber. zamanı gelince o seni bırakacaktır zaten" dedim.
"ama ben boğuluyorum" dedi.
"acından kaçmaya çalışırsan boğulursun, bırak kendini onun kucağına, aslında onun varlığıyla nefes aldığını göreceksin"
bakışları biraz daha aydınlanmıştı, içinde bulunduğu karanlıktan kurtulmak için küçük bir çıkış yakalamıştı sanki. Söylediklerimi içinden tekrar ediyordu, belli ki aklen onaylamadığı ancak kalben çok itiyaç duyduğu bu tavsiyeleri iyice benimseyip bir an önce uygulamaya koymak istiyordu, çünkü acısı onu tüketmek üzereydi ve o tükenmek istemiyordu...
Yorum (yok) Yorum yaz!




